AHMETSIBIC

Kullanım | Kayıt | Kontrol Paneli

Hakkımda ?


Öyle özel biri değilim, bu kuşkusuz. Ben, sıradan düşünceleri olan sıradan biriyim ve sıradan bir yaşantım oldu. Adıma dikilmiş anıtlar yok. İsmim de kısa sürede unutulacak ama ben birini sevdim, hem de bütün kalbimle. Bu benim için her zaman yeterli olacak... http://ahmetsibic.blogcu.com

Kategorilerim

  • blog
  • eglence
  • hikayeler
  • internet
  • karikaturler
  • sevgiliye1
  • siirler
  • teknoloji
  • video
  • Son Yorumlar

    enteresan
    Günaydın
    şablon
    :))
    Amatoryasamak Blog

    Arkadaşlarım

    hussoloji
    alkmaar
    benimki
    dungeon
    sarikanaryalar
    kitapnehri
    elfidasuperisi
    merwecefikirler
    mehmetsibic
    yabangulu2834
    ikokmen
    susuzdamla
    technonizm
    turkkceegitimi
    albanian4ever
    denizhancb
    pimpyspace
    sevgigezegeni
    ahmetonur
    benyaziyorumsiyaset
    eniyigif
    musateker
    karsinojen
    polatalemdarkurtlarvadisi
    ressam18
    erhanerdogan
    websayfa
    eglencecafe
    iremminayeter
    cic
    hogsmeade
    teknolojihaber
    reissercan
    browndesertstorm
    sorularlaislam
    esenlikoyu
    crazyutku
    Djsulkay
    kodevi
    epaylasim
    bulentefemolla
    htmlkodlayici
    herkesbilsin
    emrahnet
    cilginkodlar
    aycanbjk
    cevahirts
    serseriasik1989
    kanaldkavakyelleri
    cocukgelisimindebirnumara
    gurkanbicer
    tamkarisik
    xpyardim
    antartika
    sweetgirl
    minare
    SEMA1
    ahmetinmekani
    banucagri
    oynumtr
    alternatifblog
    aTiLLaHaKaN1
    webdershanesi
    fotomac
    galatasarayaski
    depremgibibedenler
    1001kopru
    turkiyeteam
    turkceyasam
    sengunutku
    ermus
    dinimizislamiyet
    askindefteri
    hepsicigril
    videodiyarii
    RebellionBegins
    enpopuler
    kanaldgenco
    hepsibirfan
    azerbulbul
    banamidedin
    heroes
    honos
    serhendi
    teknoplus
    abeb
    kaosblog
    bedavareklamver
    turkvideo
    acemiblogcular
    karizmasablonlar
    kahveilecezve
    gununblogu
    hamdivehusnucan
    blogyuvasi
    yaseminergenefan
    selengeselin
    selenseyvenfan
    bayramsekeri
    nuray14ergun
    Hiçbir işe yaramayan Stres tuşu !!! Daha çok bas!..Daha çok rahatla!..:)) Stres tuşunda anlam arayan varsa derhal blogumu terk etsin..:))

    Yazdıklarımdan-Çizdiklerimden...

    28.4.2008 Kötünün Kötüsü Vardır...

    Bulunduğu Yer: hikayeler

    Her zaman için daha iyi bir şey ya da daha kötü bir şey vardır. O halde neyin iyi olup eyin kötü olduğu konusunda acele karar vermemek gerekir. Aşağıdaki küçük hikaye bu anlamda çok iyi... 

    Adam oglunun odasinin onunden gecerken hayretle bakakaldi.. Yatagi 
    guzelce toplanmisti ve odasi hic olmadigi kadar derli toplu 
    gorunuyordu. Sonra adam yastigin uzerine birakilmis mektup zarfini  fark 
    etti. Uzerinde "Babama" yaziyordu. 
    Aklindan gecen bin bir kotu dusunceyle mektup zarfini acti ve titreyen 
    elleriyle mektubu okudu: 
     
    Sevgili baba; 
    Sana bu satirlari derin bir pismanlik ve uzuntu icinde yaziyorum. 
    Kiz arkadasimla kacmak zorundaydim cunku seni ve annemi yasanacak 
    rezaletten uzak tutmak istedim. 
    Gercek tutku ve aski ben Sedef'le buldum ve o oyle tatli ki anlatamam... 
    Sunu biliyordum siz onun vucudunun her yerine taktigi kupeleri, 
    derisine islettigi dovmeleri, kendine has o cilgin giyim tarzini asla 
    ama asla onaylamayacaktiniz ve tabi benden cok buyuk olmasi da bir sorundu. 
    Fakat benim icin bunlar degildi gercek tutku ve gercek ask... 
    Baba Sedef hamile! 
    Sedef'in dedigine gore cok mutlu olacagiz. Ormanda kendine ait bir 
    karavani ve tum kis yetecek kadarda yakacagi var. Bir suru cocuga 
    sahip olma dusuncesi ruyalarimizi susluyor. 
    Sedef benim gozlerimi esrar gercegine acti ve artik biliyorum ki esrar 
    kimseye zarar vermez. Esrar yetistirecek ve insanlara pazarlayacagiz ve 
    yine bu sayede ihtiyacimiz olan kokain ve extasieye ulasacagiz. 
     
    Artik tam anlamiyla bilime yalvariyoruz dualar ediyoruz su AIDSin 
    caresi bulunsun ve Sedef sagligina kavussun diye... O kesinlikle
    iyilesmeyi hak ediyor.

    Endiselenmeyi birak baba ben 15 yasindayim ve kendi basimin caresine
    bakabilirim. Eminim birgun geri donecegiz ve sen kendi torunlarini 
    taniyacak, seveceksin. 

    Oglun Cahit 
     

    NOT: Baba yazdigim mektubun tek kelimesi bile dogru degil. Ben 
    Fatih'lerdeyim. Sadece sana; masamin uzerinde seni bekleyen karneden 
    daha kotu seylerin oldugunu hatirlatmak istedim.;)))

    Gönderilenler (0) :: Konuyla İlgili Görüş Belirt!!! :: Bağlantı

    23.6.2007 En Büyük Fırsat

    Bulunduğu Yer: hikayeler

    On bir yaşındaydı ve New Hampshire gölünün ortasındaki adadaki evlerinde ne zaman eline bir fırsat geçse hemen balığa giderdi.

    Levrek avı yasağının kalkmasından bir gün önce, babasıyla akşamın ilk saatlerinde küçük güneş balıklarından yakaladı. Sonra oltasına yem takıp, oltayı fırlatma talimi yaptı. Yem suya değdiği zaman gün batımında suda altın haleleler oluşturmuş, daha sonra gölün üzerinde ay doğmuştu.

    Oltasının hızla çekildiğini hissedince, oltaya büyük bir balık geldiğini anladı. Babası oğlunun balığı çekişini hayranlıkla izledi.

     



    Çocuk sonunda yorgun düşen balığı sudan çıkardı.O
    güne kadar gördüğü en büyük balıktı, ama henüz av yasağının kalkmasına saatler kalmış olan bir levrekti. Baba oğul güzelim balığa baktılar, pulları ay ışığında ışıl ışıl parlıyordu. Babası bir kibrit yakıp saatine baktı.Saat on olmuştu. Av yasağının bitmesine daha iki saat vardı.Once balığa, sonra oğluna baktı.

    " Suya geri bırakman gerekiyor, oğlum, " dedi.

    " Baba! " diye itiraz etti çocuk ağlamaklı bir sesle.

    " Başka balıklar da var, " dedi babası.

    " Ama hiçbiri bunun kadar büyük değil , " dedi çocuk.

     



    Göle şöyle bir göz attı. Gölde hiçbir balıkçı teknesi yoktu. Babasının yüzüne baktı bu kez.Kendilerini hiç kimsenin görmemiş olmasına, kimsenin ne balığı yakaladıklarını bilmesinin
    olanaksız olmasına karşın, babasının sesinden bu konuda hiçbir ödünç vermeyeceğini anlamıştı.Oltanın ucunu balığın ağzından çekti ve balığı gölün karanlık sularına bıraktı. Balık suya düşer düşmez, şöyle bir çırpındı ve gözden kayboldu. Çocuk bir daha bu kadar büyük bir balık tutamayacağından emindi.

    Bu olay bundan tam otuz dört yıl önce oldu. Bugün o çocuk New York City'nin ünlü mimarlarındandır.Babasının küçük evi hala o adadadır. Oğlunu ve kızlarını hala o adadaki küçük eve balık tutmaya götürür.

    Çocuk haklıydı. Bir daha o kadar büyük bir balık tutamadı. Fakat ahlaki değerler konusunda bir ikilem
    yaşadığı zaman hep o balığı gözünün önüne getirir. Babasından öğrendiği gibi ahlaki değerler doğru ile yanlışın ne olduğu konusunda çok basit bir konudur. Güç olan yalnızca ahlaki değerlerin uygulanabilmesidir. Birileri görmediği zaman da doğru olanı yapabiliyor muyuz? Evet, küçüklüğümüzde bizlere balığı suya geri bırakmak öğretilseydi, doğru olanı yapabilirdik. Çünkü gerçeğin ve doğrunun ne olduğunu öğrenmiş olurduk.

    Doğru olanı yapma kararı belleklerimizdeki canlılığını hiçbir zaman yitirmez.Bu anıyı dostlarımıza ve torunlarımıza göğsümüz kabara kabara anlatırız.

    Düzene karşı çıkıp, fırsatlardan yararlanmak değil, doğru olanı yapmaktır önemli olan.

    Gönderilenler (1) :: Konuyla İlgili Görüş Belirt!!! :: Bağlantı

    21.6.2007 DENİZ FENERİNİN AŞKI

    Bulunduğu Yer: hikayeler

    DENİZ FENERİNİN AŞKI

    Bir Denizfeneri.. Okyanusla sonsuza dek komşu. Okyanusun mu ona daha çok ihtiyacı var yoksa, denizfeneri mi okyanus için vazgeçilmez bir sevgili?

    Gündüzleri, denizfeneri isyanlarda... Çünkü yanıbaşındaki biricik sevgilisi gözlerinin önünde güneşle ihtirasla sevişmekte. Hep gece olsun ister, sevgilisi ona kalsın, yalnız onda bulsun gecedeki renginin güzelliğini... Denizfeneri, küçücüktür okyanusa göre ama güneşin aşkından daha büyüktür aşkı okyanusa...
         

    Geceleri ise denizfeneri, mutluluklar peşindedir, gecenin esrarengiz sessizliğinde. Her ışık turunda çıldırır denizfeneri zevkten, adeta danseder okyanusun en uzak noktalarına uzanarak. Daha gerçektir denizfeneri, gece sadece o ve okyanus vardır sınırlı görüş gizliliğinde.

    Gündüzleri denizfeneri bir hiçtir bütün aldatmalara şahit olarak. Güneş ise gece olunca bu hissi göremez.. Gece, denizfeneri ile okyanusun aşkının dansedişine güneş şahitlik yapmaz..



    Gün bitiminde ve başlangıcında teslim ederler sevgili okyanuslarını birbirlerine güneş ve denizfeneri.

    Güneşin okyanusla arasına giren bir engel vardır kimi zaman, bu işkencedir güneşi küçülten. Bulutlardır, bu hain, gündüz aşkında güneşe okyanusu göstermeyen. Güneş ise tüm gücüyle savaşır okyanusa ulaşmak için. O kadar yaklaşır ki, bulutlara bulutlar, yoğunlaşır, yoğunlaşır ve gökyüzü ağlamaya başlar okyanus hasretinden hesapsızca titrer.

    Okyanus bütün damlaları özlemle kucaklar, her damla onu güneşine daha çok yaklaştırmaktadır. Gökyüzü ağlar, ağlar ta ki son damlası bitene kadar. Okyanus damlalarla büyür büyür büyüklüğüne daha hacim katarak aşkının sevgi damlalarıyla. Bilmezdi okyanus, her yağmurla sevgisini ona iletmek isteyen bir güneşinin olduğunu. Her yağmur yağdığında okyanus kızar güneşine gündüz onu terkettiğini düşünür, hırçınlaşır, dalgalanır öfkesinden bilemez güneşinin ona ulaşmak için savaştığını.

     



    İntikamını denizfenerinden alır okyanus, onun neden gündüz sevgilisi olmadığını defalarca kamçılayarak sorar denizfenerine. Dalgalarını büyütür, cevap alamayınca denizfenerinden.. Denizfeneri onu teselli edemez, çünkü o sadece gece vardır gerçek gecededir onun için. Ağlayamaz denizfeneri, ağlamayı deliler gibi istesede, gözyaşları yoktur, ulaşmak istesede ulaşamaz gündüz sevgilisine. Çaresizdir denizfeneri, sadece bir dilek geçirir içinden rüzgarâ yalvarır "bulutları kaçır buradan" diye,güneşin çıkması sevgilisine sevgi dolu ışıklarını göndermesini diler.

    Okyanusunun mutluluğunu ister hesapsızca... Çünkü tek mutluluğu budur denizfenerinin. Ağlayamaz, gündüz ona ulaşamaz, konuşamaz hislerini okyanusuna. Her okyanusun sahilinde bir denizfeneri vardır. Her gece denizfenerleri gemilere okyanusa olan aşkını haykırırlar, ümitsizce, yarınlarını hiç düşlemeden...Ve her gece hikayelerini anlatmak için gemileri beklerler sonsuz gecelerde...
     

    Gönderilenler (0) :: Konuyla İlgili Görüş Belirt!!! :: Bağlantı

    GERİ 

GİT!!!İLERİ GİT!!!
    CSS Template by Rambling Soul | Valid XHTML 1.0 | CSS 2.0 Düzenleme-Türkçeleştirme-Blogcuya Uyarlama AHMETSIBIC